ATÜ Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@ATÜ, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Sarı alıç (Crataegus tanacetifolia) meyvesinden farklı çözgenlerle elde edilen özütlerin antidiabetik ve antibakteriyel özelliklerinin belirlenmesi
(2026) Fidan, Neslihan; Şener Gedük, Aysun
Bu çalışmada, alıç (Crataegus tanacetifolia) meyvesinin metanol, etanol ve hekzan özütlerinin fenolik bileşik içerikleri, toplam fenolik madde miktarları, antioksidan kapasiteleri, diyabet tedavisinde kritik öneme sahip α-glikozidaz ve α-amilaz üzerindeki inhibisyon etkileri ile antibakteriyel aktiviteleri gibi biyoaktif özellikleri incelenmiştir. LC-ESI-MS/MS analizi sonucunda, etanol özütünde 26 fenolik bileşik tespit edilmiştir; bunlar arasında kuinik asit, fumarik asit, akonitik asit, gallik asit, protokateşik asit (3,4-dihidroksibenzoik asit), kateşin, klorojenik asit, protokateşik aldehit (3,4-dihidroksibenzaldehit), epikateşin, kafeik asit, vanilin, salisilik asit, sinarosid, rutin, izokuersitrin (quercetin-3-O-glukozit), hesperidin, hesperetin, genistin, apigenin, kosmosiin (apigenin-7-O-glukozit), kuersitrin (quercetin-3-O-rhamnozit), astragalin, kuersetin, naringenin, luteolin ve krisin (5,7‑dihidroksiflavon) yer almaktadır. Metanol özütünde ise, etanol özütünde bulunan bu bileşiklere ek olarak miquelianin (kuersetin 3‑O‑glukuronid), kaempferol ve acacetin (4′,5‑dihidroksi‑7‑metoksiflavanon) metabolitleri de saptanmış olup, toplamda 29 adet fenolik bileşik belirlenmiştir. Her iki özütte en bol bulunan fenolik bileşik kuinik asit olup, metanol özütünde 343.80 ± 12.79 mg/kg, etanol özütünde ise 529.90 ± 19.71 mg/kg olarak belirlenmiştir. Toplam fenolik içerik, etanol ve metanol özütlerinde sırasıyla 54.6 ile 143.2 mg GAE/g arasında değişmiş ve en yüksek değer metanol özütünde gözlemlenmiştir. Antioksidan aktiviteler, DPPH yöntemiyle 1.52–2.32 mM TE/g özüt, FRAP yöntemiyle ise 3.32–4.69 mM TE/g özüt aralığında ölçülmüş olup, her iki yöntemde de en yüksek antioksidan etki metanol özütünde gözlenmiştir. Hekzan özütünde toplam fenolik bileşik ve antioksidan aktivite saptanmamıştır. Özütlerin α-glikozidaz inhibisyonu IC50 değerleri 47.54–675.9 mg/mL, α-amilaz inhibisyonu IC50 değerleri ise 28–170.7 mg/mL arasında değişmiştir. Metanol özütü her iki enzimi inhibe etmede en etkili bulunurken, hekzan özütü herhangi bir etki göstermemiştir. Antibakteriyel testler sonucunda, etanol ve metanol özütleri Escherichia coli'ye karşı sırasıyla 6.15 mm ve 6.3 mm, Staphylococcus aureus'a karşı 10.22 mm ve 8.66 mm, Metisiline Dirençli Staphylococcus aureus'a karşı 8.13 mm ve 7.54 mm, Pseudomonas aeruginosa'ya karşı ise 7.54 mm ve 9.1 mm etki göstermiştir. Hekzan özütü ise tüm testlerde herhangi bir antibakteriyel aktivite sergilememiştir.
Safe multi-agent uav flight planning for 6G-enabled internet of things (IoT) networks using deep reinforcement learning
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Mowla, Md Najmul; Asadi, Davood
This thesis investigates deployment-oriented autonomy for unmanned aerial vehicles (UAVs) in 6G-enabled Green Internet of Things (IoT) environments. Mobility decisions must jointly address collision avoidance, kinematic executability, energy sustainability, and connectivity under dynamic and partially observable conditions. The tasks are formulated as Markov decision processes and solved using four deep reinforcement learning frameworks: (1) proximal policy optimization (PPO) with kinematic optimization (KinOpt) for smooth, curvature-bounded, flight-feasible trajectories; (2) decentralized multi-agent PPO for smart agriculture with moving hazards and Simultaneous Wireless Information and Power Transfer (SWIPT)-inspired replenishment; (3) Reconfigurable Intelligent Surface (RIS)-supported multi-agent soft actor–critic (MASAC) jointly optimizing mobility, relay/recharge behavior, and connectivity; and (4) an Ensemble Distributional Dueling Double Deep Q-Network (ED3QN) with risk-aware action selection and a safety shield, evaluated in 2D benchmarks and a 3D Light Detection and Ranging (LiDAR) setting. The proposed multi-agent PPO achieves 100% success with an average reward of 1026.33 (baseline: 710.00) and a computation time of 34.84 ms. In RIS-assisted networking, MASAC attains 1.00 ± 0.00 success, 341.67 ± 8.32 final battery, 80.00 ± 4.21 harvested energy, 0.6291 ± 0.013 connectivity ratio, and 650.33 ± 11.6 total reward, outperforming MADDPG (p < 0.05). ED3QN achieves 100% success with zero collisions and path-efficiency 1.010–1.067, while PPO+KinOpt reduces trajectory length from 54.000 m to 34.463 m and smoothness cost from 87.967 to 2.107 rad. Overall, explicit feasibility and sustainability modeling yield more deployable UAV behavior for 6G aerial networking and energy-constrained IoT missions.
Çimlendirme işleminin korunganın biyoaktif bileşenleri, antioksidan ve antimikrobiyal potansiyeline etkisi
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Dağsuyu, Nejla; Kelebek, Haşim
Korunga, Fabaceae familyasına ait çok yıllık bir baklagil yem bitkisidir. Yüksek besin değeri ve sürdürülebilir bir protein kaynağı olarak öne çıkan korunganın, insan sağlığı açısından önemli yararlar sağlayabileceği çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir. Literatürde, çimlendirme işleminin özellikle amino asitler başta olmak üzere çeşitli besin öğeleri ve biyoaktif bileşenlerin miktarını artırdığı bildirilmektedir. Bu artışın, antioksidan kapasitenin yükselmesine, dolayısıyla insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler oluşmasına ve çeşitli hastalık risklerinin azalmasına katkı sağladığı belirtilmektedir. Bu çalışmada, korunga tohumlarının çimlenmesiyle elde edilen ekstraktların genel bileşim özellikleri (protein, şeker vb.), antioksidan kapasiteleri (DPPH ve ABTS yöntemleriyle), toplam fenolik madde içerikleri ve antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiştir. Ayrıca amino asit içeriği ve organik asit profili, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile karakterize edilmiştir. Çimlenmiş korunga örneklerindeki fonksiyonel gruplar ise Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR) analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çimlenme işleminin korunganın fenolik bileşik içeriğini ve antioksidan kapasitesini önemli ölçüde artırdığını göstermiştir. Çimlenmiş korungaların, çimlenmemiş örneklere kıyasla daha yüksek amino asit miktarına sahip olduğu belirlenmiştir. Özellikle korunganın sınırlayıcı amino asidi olarak bilinen triptofan düzeyinde belirgin bir artış gözlenmiştir. Çimlenme süreciyle L* değerinin azaldığı, a* ve b* değerlerinin ise arttığı görülmüştür. Antimikrobiyal testler, çimlenmiş korungaların Staphylococcus aureus ve Bacillus subtilis suşlarına karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiğini ortaya koymuştur. FTIR spektroskopi analiz sonuçları ise çimlenme işleminin korungadaki fonksiyonel grupların yoğunluğunu artırdığını doğrulamıştır.
Biyofilik tasarım parametreleri ve yeşil bina sertifikasyon kriterleri arasındaki uyumluluk düzeyinin konut yapıları üzerinden değerlendirilmesi
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Özel, Deniz; Uşma, Gökhan
Biyofili kavramı insanların doğaya olan ve doğuştan gelen biyolojik bağlılığını ifade ederken; biyofilik tasarım kavramı, insan ve doğa etkileşiminin yapılı çevrelerde uygulanarak doğanın olumlu etkilerinden faydalanmak olarak tanımlanabilir. Önceki çalışmalar, biyofilik tasarım yaklaşımının benimsenmesinin kullanıcıların psikolojik, sosyal ve fizyolojik refahını olumlu yönde etkileyebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, insanların hayatlarının büyük bir kısmını geçirdikleri konutlarda biyofilik tasarım yaklaşımının benimsenmesi, biyofilik mekân kalitesini ve kullanıcıların refahını artırmak için önemli bir adım olacağı düşünülmektedir. Literatür taraması, konut yapıları bağlamında yeşil bina derecelendirme sistemlerinin biyofilik tasarım yaklaşımını ne ölçüde kapsadığını karşılaştırmalı ve bütüncül biçimde ele alan bir çalışmanın bulunmadığını ortaya koymuştur. Bu durum, biyofilik tasarım yaklaşımı ile sertifikasyon sistemleri arasındaki ilişkinin incelendiği bu çalışmayı literatürde özgün bir konuma yerleştirmektedir. Bu çalışma, sürdürülebilir mimarlık yaklaşımı içerisinde önemli bir yere sahip olan yeşil bina sertifikasyon sistemleri ile biyofilik tasarım parametrelerini karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Çalışma, biyofilik tasarım yaklaşımı ile LEED ve BREEAM yeşil bina sertifikasyon sistemleri arasındaki ilişkiyi, seçilen üçü LEED sertifikalı, üçü BREEAM sertifikalı ve dördü biyofilik tasarım yaklaşımına sahip toplam on konut yapısı üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, biyofilik tasarım parametreleri temel alınmış; yapıların mekânsal özellikleri, sertifikasyon sistemlerinin kriterleriyle ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Bu çalışmada, LEED ve BREEAM sertifikasyon sistemleri ile biyofilik tasarım yaklaşımı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Yapıların proje dokümanları ve ilgili teknik verileri üzerinden elde edilen bulgular temel alınarak, daha önce sertifikasyon sistemleri ile biyofilik tasarım parametreleri arasında oluşturulan ilişki şemaları aracılığıyla yapılar değerlendirilmiştir. Bu analiz sonucunda her bir parametrenin sertifikasyon sistemleriyle olan ilişkisi; yüksek, orta, düşük ya da konsept bazlı dolaylı ilişki olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda, biyofilik tasarım ile sertifikasyon sistemleri arasında doğrudan örtüşen başlıkların yanı sıra, sınırlı ya da dolaylı biçimde ilişki kurulan alanların da açık bir şekilde ortaya konulması amaçlanmıştır.
The effect of social media attention on the trading volume of BIST 30 stocks during the COVID-19 pandemic
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Yılmaz, Emre; Türkmen Müldür, Gözde
The objective of this thesis is to investigate the relationship between investor attention based on social media and financial market activity in terms of the Istanbul Stock Exchange (ISE). The main goal of the study is to reveal the direction and strength of the relationship between the number of tweets on Twitter and the trading volume for a relevant stock that is a constituent of the BIST 30 index. In this context, the period from 1 January 2020 to 31 December 2020 is examined, and the daily tweet and trading volume datasets are transformed into weekly frequency datasets by considering the ISE trading days. The collected data set has been analysed with unit root tests, causality analyses, and the AR(1) corrected Fixed Effects regression model. Results show a statistically significant, positive, and powerful relationship at the 1% significance level between the number of posted tweets and stock market trading volume, and also reveal unidirectional causality from trading volume to the number of tweets.

















