ATÜ Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@ATÜ, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
Biyofilik tasarım parametreleri ve yeşil bina sertifikasyon kriterleri arasındaki uyumluluk düzeyinin konut yapıları üzerinden değerlendirilmesi
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Özel, Deniz; Uşma, Gökhan
Biyofili kavramı insanların doğaya olan ve doğuştan gelen biyolojik bağlılığını ifade ederken; biyofilik tasarım kavramı, insan ve doğa etkileşiminin yapılı çevrelerde uygulanarak doğanın olumlu etkilerinden faydalanmak olarak tanımlanabilir. Önceki çalışmalar, biyofilik tasarım yaklaşımının benimsenmesinin kullanıcıların psikolojik, sosyal ve fizyolojik refahını olumlu yönde etkileyebileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, insanların hayatlarının büyük bir kısmını geçirdikleri konutlarda biyofilik tasarım yaklaşımının benimsenmesi, biyofilik mekân kalitesini ve kullanıcıların refahını artırmak için önemli bir adım olacağı düşünülmektedir. Literatür taraması, konut yapıları bağlamında yeşil bina derecelendirme sistemlerinin biyofilik tasarım yaklaşımını ne ölçüde kapsadığını karşılaştırmalı ve bütüncül biçimde ele alan bir çalışmanın bulunmadığını ortaya koymuştur. Bu durum, biyofilik tasarım yaklaşımı ile sertifikasyon sistemleri arasındaki ilişkinin incelendiği bu çalışmayı literatürde özgün bir konuma yerleştirmektedir. Bu çalışma, sürdürülebilir mimarlık yaklaşımı içerisinde önemli bir yere sahip olan yeşil bina sertifikasyon sistemleri ile biyofilik tasarım parametrelerini karşılaştırmalı olarak ele almaktadır. Çalışma, biyofilik tasarım yaklaşımı ile LEED ve BREEAM yeşil bina sertifikasyon sistemleri arasındaki ilişkiyi, seçilen üçü LEED sertifikalı, üçü BREEAM sertifikalı ve dördü biyofilik tasarım yaklaşımına sahip toplam on konut yapısı üzerinden karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, biyofilik tasarım parametreleri temel alınmış; yapıların mekânsal özellikleri, sertifikasyon sistemlerinin kriterleriyle ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Bu çalışmada, LEED ve BREEAM sertifikasyon sistemleri ile biyofilik tasarım yaklaşımı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Yapıların proje dokümanları ve ilgili teknik verileri üzerinden elde edilen bulgular temel alınarak, daha önce sertifikasyon sistemleri ile biyofilik tasarım parametreleri arasında oluşturulan ilişki şemaları aracılığıyla yapılar değerlendirilmiştir. Bu analiz sonucunda her bir parametrenin sertifikasyon sistemleriyle olan ilişkisi; yüksek, orta, düşük ya da konsept bazlı dolaylı ilişki olarak değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda, biyofilik tasarım ile sertifikasyon sistemleri arasında doğrudan örtüşen başlıkların yanı sıra, sınırlı ya da dolaylı biçimde ilişki kurulan alanların da açık bir şekilde ortaya konulması amaçlanmıştır.
Öğe
The effect of social media attention on the trading volume of BIST 30 stocks during the COVID-19 pandemic
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Yılmaz, Emre; Türkmen Müldür, Gözde
The objective of this thesis is to investigate the relationship between investor attention based on social media and financial market activity in terms of the Istanbul Stock Exchange (ISE). The main goal of the study is to reveal the direction and strength of the relationship between the number of tweets on Twitter and the trading volume for a relevant stock that is a constituent of the BIST 30 index. In this context, the period from 1 January 2020 to 31 December 2020 is examined, and the daily tweet and trading volume datasets are transformed into weekly frequency datasets by considering the ISE trading days. The collected data set has been analysed with unit root tests, causality analyses, and the AR(1) corrected Fixed Effects regression model. Results show a statistically significant, positive, and powerful relationship at the 1% significance level between the number of posted tweets and stock market trading volume, and also reveal unidirectional causality from trading volume to the number of tweets.
Öğe
Çimlendirme işleminin korunganın biyoaktif bileşenleri, antioksidan ve antimikrobiyal potansiyeline etkisi
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Dağsuyu, Nejla; Kelebek, Haşim
Korunga, Fabaceae familyasına ait çok yıllık bir baklagil yem bitkisidir. Yüksek besin değeri ve sürdürülebilir bir protein kaynağı olarak öne çıkan korunganın, insan sağlığı açısından önemli yararlar sağlayabileceği çeşitli çalışmalarda bildirilmiştir. Literatürde, çimlendirme işleminin özellikle amino asitler başta olmak üzere çeşitli besin öğeleri ve biyoaktif bileşenlerin miktarını artırdığı bildirilmektedir. Bu artışın, antioksidan kapasitenin yükselmesine, dolayısıyla insan sağlığı üzerinde olumlu etkiler oluşmasına ve çeşitli hastalık risklerinin azalmasına katkı sağladığı belirtilmektedir. Bu çalışmada, korunga tohumlarının çimlenmesiyle elde edilen ekstraktların genel bileşim özellikleri (protein, şeker vb.), antioksidan kapasiteleri (DPPH ve ABTS yöntemleriyle), toplam fenolik madde içerikleri ve antimikrobiyal aktiviteleri belirlenmiştir. Ayrıca amino asit içeriği ve organik asit profili, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile karakterize edilmiştir. Çimlenmiş korunga örneklerindeki fonksiyonel gruplar ise Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR) analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bulgular, çimlenme işleminin korunganın fenolik bileşik içeriğini ve antioksidan kapasitesini önemli ölçüde artırdığını göstermiştir. Çimlenmiş korungaların, çimlenmemiş örneklere kıyasla daha yüksek amino asit miktarına sahip olduğu belirlenmiştir. Özellikle korunganın sınırlayıcı amino asidi olarak bilinen triptofan düzeyinde belirgin bir artış gözlenmiştir. Çimlenme süreciyle L* değerinin azaldığı, a* ve b* değerlerinin ise arttığı görülmüştür. Antimikrobiyal testler, çimlenmiş korungaların Staphylococcus aureus ve Bacillus subtilis suşlarına karşı antimikrobiyal aktivite gösterdiğini ortaya koymuştur. FTIR spektroskopi analiz sonuçları ise çimlenme işleminin korungadaki fonksiyonel grupların yoğunluğunu artırdığını doğrulamıştır.
Öğe
Multifunctional POSS-based nanoparticles functionalized with silver, SPIONs, and rhamnolipid for antibacterial applications
(Elsevier, 2026) Kibar, Gunes; Kafali, Melisa; Ozonuk, Olgu Cagan; Oztas, Merve; Usta, Berk; Ercan, Batur
Nano-engineered materials, particularly those featuring bio-based surface modifications, are emerging as effective tools in combating bacterial infections. In this study, polyhedral oligomeric silsesquioxane (POSS) nanoparticles were functionalized with silver nanoparticles (Ag), superparamagnetic iron oxide nanoparticles (SPIONs), and the biosurfactant rhamnolipid (RL)-either individually or in combination-to evaluate their antibacterial and antibiofilm activities against Staphylococcus aureus (S. aureus) and Pseudomonas aeruginosa (P. aeruginosa). The modified nanoparticles exhibited sizes ranging from 127 to 227 nm and demonstrated superparamagnetic behavior, offering potential for magnetic targeting. Among the various formulations, the RLcoated, silver- and SPION-decorated POSS nanoparticles (RSMP) exhibited the highest antibacterial efficacy, reducing S. aureus and P. aeruginosa colony growth by approximately 90 % and 66 %, respectively, at a concentration of 0.01 g/L. RSMP nanoparticles also showed strong biofilm inhibition and had the lowest MIC50 values. Notably, these nanoparticles supported the proliferation of human osteoblasts at concentrations up to 0.05 g/L, indicating favorable cytocompatibility. Overall, RSMP nanoparticles present a promising platform for magnetically targetable antibacterial agents, with potential applications in biomedical fields, particularly for managing orthopedic infections.
Öğe
Peas, natural resources for a sustainable future: a multifaceted review of nutritional, health, environmental, and market perspectives
(Frontiers Media SA, 2026) Nikolic, Nada Cujic; Mutavski, Zorana; Savikin, Katarina; Zivkovic, Jelena; Pavlovic, Suzana; Jones, Petra; Copperstone, Claire; Aytar, Erdi Can; Aydin, Betul; Van Bavegem, Evelien; Kunili, Ibrahim Ender; Ozmen, Ozge; Kusumler, Aylin Seylam; Unal, Derya Ozalp; Gunduz, Selin; Lara, Szymon Wojciech; Akin, Meleksen; Orahovac, Amil; Balazs, Balint; Milesevic, Jelena; Sirbu, Alexandrina; Negrao, Sonia; Knez, Marija
The pea (Pisum sativum L.) is an emerging pillar in plant-based nutrition and sustainable food systems due to its high-quality proteins, diverse bioactive compounds, and agroecological benefits. This review provides an updated synthesis of the nutritional composition, health-promoting properties, and environmental relevance of peas, emphasizing recent scientific findings. Pea seeds typically contain 20%-40% protein, 45%-55% starch, and 10%-15% dietary fiber, alongside essential micronutrients such as vitamin C (40-60 mg/100 g), folate (60-70 mu g/100 g), vitamin K (30-45 mu g/100 g), iron (1.5-2.0 mg/100 g), and manganese (0.4-0.6 mg/100 g). Their storage proteins, primarily legumin and vicilin, offer high digestibility and amino acid profiles compatible with human requirements, supporting their rapidly growing use in protein isolates and meat- and dairy-alternative products. Peas represent a valuable source of phenolic acids, flavonoids, and saponins, which contribute to notable antioxidant (50-120 mu mol Trolox/g) and anti-inflammatory activities demonstrated in preclinical studies. Compared with other legumes, peas exhibit a lower glycemic index (35-45), making them suitable for metabolic health applications. Agronomically, pea cultivation enhances soil fertility through biological nitrogen fixation (up to 150 kg N/ha), supporting reduced fertilizer inputs and improved crop rotation performance, aligning with circular economy and climate-resilience strategies. Despite these advantages, global consumption and breeding innovation remain insufficient to meet the rising demand for alternative proteins. Future opportunities include improving protein extraction technologies, valorizing processing side-streams, and exploring underutilized phytochemicals to strengthen the nutritional and sustainability profile of pea-based food systems.