ATÜ Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@ATÜ, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Öğe
6 Şubat 2023 depreminin kentlerin gastronomi kaynaklarına etkisi: Adana ve Gaziantep örneği
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Emekçi, Emine; Oğuz, Sibel
Yemek, tarihsel süreç içinde birçok evreden geçerek günümüzdeki şekli kazanmıştır. Kültürel farklılıklar, coğrafi faktörler, toplumun bir bölümünü veya tamamını etkileyen büyük olaylar, ulaşım olanakları, inançlar, etnik çeşitlilik gibi birçok unsurlar bu süreci etkilemiştir. Turizm, turistlerin yeni tecrübeler edinmek, yaşayarak öğrenmek gibi amaçlarla farklı nedenlerden dolayı yapılan seyahatlere denir. Bireylerin merakı ve ilgi duyduğu alanlar, ziyaret edecekleri yerleri belirleme noktasında yol gösterici olmuştur. Alternatif bir turizm türü olarak ortaya çıkan gastronomi turizmi, farklı seyahatlere neden olan bir motivasyon kaynağıdır. Gastronomi ve kültürel özelliklerle turistlerin ilgisini çekecek destinasyonlar, tarihin bazı dönemlerinde kesintiye uğramıştır. Bu durum hem insan kaynaklı hem de doğal afetler sonucu gerçekleşmiştir. Geçmişten günümüze kadar can ve mal kaybına neden olan afetler, ekonomik kayıplara yol açmıştır. Bu doğal afetlerden biri olan 6 Şubat 2023 tarihinde başlayan ve hâlâ güncel olan "asrın afetleri" olarak adlandırılan deprem, Türkiye'de bu tür bir sürecin yaşanmasına sebep olmuştur. Turistik açıdan önemli olan on bir ilde etkili olan deprem büyük yıkımlara neden olmuştur. Bu çalışma, 2023 yılında meydana gelen Kahramanmaraş depremlerinden etkilenen Adana ve Gaziantep şehirlerinin gastronomi kaynaklarına etkisini incelemiştir. Çalışma, bu şehirlerin gastronomi turizminde ne şekilde etkilendiğini belirlemeyi ve bu etkilerin sonucunda ortaya çıkabilecek sorunlara çözüm önerileri sunmayı amaçlamaktadır. Temel araştırmalar kapsamında açımlayıcı düzeyde tasarlanan araştırmada nitel veri toplama yönteminin tercih edilmesi uygun görülmüştür. Nitel araştırma tekniklerinden görüşme yoluyla veriler toplanmıştır. Katılımcılara 8 adet görüşme sorusu yöneltilmiştir. Adana'da 21 ve Gaziantep'te 15 olmak üzere toplam 36 katılımcı ile görüşmeler sağlanmıştır. Araştırmaya Gaziantep`te katılan katılımcıların vermiş olduğu cevaplar neticesinde; Deprem nedeniyle Gaziantep-Adana Otoyolu ve D-400 karayolunun hasar görmesi nedeniyle ulaşımda aksamalar yaşanmıştır. Gastronomi turizmi bağlamında gerçekleştirilen gösteri ve festivallerin yapılmaması gastronomi turizm ve tanıtım faaliyetlerini büyük ölçüde olumsuz etkilemiştir. Şehrin önemli bir gelir kaynağını kaybetmesine neden olmuştur. Tarihi mekanlar ve gastronomi müzesi depremden etkilenmiştir ve gastronomi müzesinin hasar görerek yıkılmıştır.Tarım alanları önemli derecede zarar görmüştür. Kırsal kesimde tarımsal işgücü kaybı yaşanmıştır.Bu durum hammadde üreticilerini de olumsuz etkileyerek üretim maliyetlerini arttırmasına ve ürünlerin fiyatlarının yükselmesine neden olmuştur. Deprem nedeniyle kısmi oranda göç yaşanmıştır. Başka şehirlere göç edenler, gittikleri yeni yerlerde Gaziantep'in zengin gastronomi kültürünü tanıtarak ve yayarak bu kültürün korunmasına ve yaşatılmasına katkıda bulunmuştur. Araştırmaya Adana'dan katılan katılımcıların vermiş olduğu cevaplar neticesinde; Adana'daki fiziksel alt yapı unsurları depremden önemli ölçüde etkilenmemiştir. Ancak şehrin Çukurova Bölgesindeki etkilenme oranı diğer ilçelerdekine göre daha fazla olmuştur. Depremden dolayı şehir turları uzun bir süre yapılmamıştır. Gastronomi tur rotalarının zarar görmesi nedeniyle, gastro turist sayısında düşüş yaşanmıştır. Yiyecek içecek işletmelerinin zarar görmesi nedeniyle gastronomi deneyimi sınırlanmıştır. Şehrin gastronomi turizmi etkinlikleri ve organizasyonları hem fiziksel hem de sosyal boyutlarda depremden etkilenmiştir. Deprem sonrası festivaller, şenlikler ve yerel etkinlikler ertelenmiş veya yapılmamıştır. Tur ve organizasyonların yapılmamasından dolayı şehre gelen turist sayısında ciddi bir azalma görülmüştür. Çukurova İlçesinde hizmet sunan gastronomi işletmeleri depremden dolayı kapanma noktasına gelmiştir. Şehrin geneline bakıldığında ise gastronomi işletmelerinden herhangi bir restoran ya da müzede yıkım yaşanmadığı görülmüştür. Şehrin tarım alanları depremden dolayı etkilenmemiştir. Deprem sonucunda şehirdeki yerel üretici bu süreçten önemli ölçüde etkilenmemiştir. Depremden dolayı başka şehirlere önemli oranda göç yaşanmamıştır. Depremin etkisi geçene kadar daha çok kırsal kesimdeki köy, yayla, bağ evi gibi yerler tercih edilmiştir.
Öğe
Adana adliye binalarının mekânsal analizi
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Güneş, Nurgül; Durgun Şahin, Yelda
Bu çalışma, adalet yapılarının mekânsal organizasyonunu ve işlev kurgusunu mimari ölçütler çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Adliye binaları, hukuki uyuşmazlıkların çözümlendiği kamusal yapılar olmanın yanı sıra, güvenlik, gizlilik ve erişilebilirlik gibi çok katmanlı gereklilikleri aynı mekânsal sistem içinde barındıran özgün bir yapı tipolojisi oluşturmaktadır. Bu özgünlük, adliye yapılarında sirkülasyon kurgusunun ve mekânsal hiyerarşinin diğer kamu yapılarından farklı biçimde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Çalışma kapsamında, Adana Adliye Binalarının mekânsal organizasyonu ön plan–arka plan ayrımı üzerinden değerlendirilmiş; halk, yargı görevlileri ve tutuklu/sanık gruplarına ait sirkülasyonların yapı içerisindeki konumlanışı ve birbirleriyle olan ilişkileri analiz edilmiştir. Mahkeme salonlarının yapı içindeki konumu, bu ayrımın belirleyici unsuru olarak ele alınmış, salonların sayısı ve yerleşiminin adliye binalarının tipolojik oluşumunu ve morfolojik karakterini doğrudan etkilediği ortaya konulmuştur. Araştırma yöntemi, literatür taraması, arşiv belgelerinin incelenmesi, kat planı ve vaziyet planı analizleri ile yerinde gözlem tekniklerine dayanmaktadır. Çalışmanın inceleme bölümünde, Adana kent merkezinde yer alan Adana Adalet Sarayı (güncel Adana Bölge İdare Mahkemesi), Adana Adliyesi Ana Hizmet Binası (güncel Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğü), Adana Bölge Adliye Mahkemesi ve Adana Adalet Sarayı kent ölçeği, yakın çevre/semt ölçeği ve yapı ölçeği bağlamında karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapıların plan şemaları, giriş düzenleri, yaya ve araç sirkülasyonu, güvenlik kurgusu ve bağlamla kurdukları ilişkiler değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, adliye binalarında mahkeme salonlarının konumlandırılmasının yalnızca işlevsel bir tercih olmadığını; mekânsal hiyerarşiyi, kullanıcıların yapı içindeki dolaşım deneyimini ve adalet yapısının temsil gücünü belirleyen temel bir tasarım kararı olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yapıların çevre ile kurduğu ilişkinin, kamusal algı ve erişilebilirlik üzerinde doğrudan etkili olduğu saptanmıştır. Çalışma, adliye yapılarının gelecekteki tasarımlarında tipoloji, güvenlik–erişilebilirlik ve mekânsal organizasyonu bakımından yol gösterici bir çerçeve sunmayı hedeflemektedir.
Öğe
The relationship of social network and strategic decision: The roles of process and context
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Öztorun, Mustafa; Efeoğlu, İbrahim Efe
The primary objective of this research is to understand the effects of managers' social network characteristics on strategic decision-making effectiveness and to reveal the mediating roles of rationality and uncertainty, as well as the moderating roles of environmental dynamism and complexity in these relationships. In line with this objective, a quantitative research paradigm was adopted and a cross-sectional research design was employed. The research sample consists of 420 medium and large-scale enterprise managers selected through convenience sampling method. Survey technique was used in the data collection process, and data were collected online between January and February 2024. Structural equation modeling was applied in the analyses using SPSS v26 and AMOS v22 programs. According to the research findings, positive and significant effects of social network size on strategic decision comprehensiveness and creativity were identified. Social network strength was found to have a positive effect only on strategic decision comprehensiveness. No significant effect of either social network characteristic on strategic decision speed was observed. As a result of mediation analyses, it was determined that rationality plays a mediating role in the relationship between social network size and strategic decision comprehensiveness, and in the relationship between social network strength and strategic decision comprehensiveness. No mediating effect of uncertainty was detected. In moderating effect analyses, environmental dynamism was found to strengthen the relationships between social network size and both strategic decision comprehensiveness and creativity. Environmental complexity was found to weaken the relationship between social network strength and strategic decision comprehensiveness. These findings demonstrate that the role of social networks in strategic decision-making processes is multidimensional and context-dependent. While extensive social networks support managers in making more comprehensive and creative decisions by providing access to various information sources, strong social ties enhance decision comprehensiveness through reliable and in-depth information transfer. However, it is understood that these effects vary according to environmental conditions and occur through rational processes. The study contributes theoretically to social network theory and strategic decision-making literature, while practically providing important insights to managers on social network management and optimization of strategic decision processes. Longitudinal studies, different cultural contexts, and sectoral comparisons are recommended for future research.
Öğe
How do personality traits and perceived VUCA exposure moderate the relationship between individual entrepreneurial orientation and decision-making styles of employees in the smart mobility industry
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Döner, Erkan; Efeoğlu, İbrahim Efe
In recent years, entrepreneurship has been transformed from a merely psychological perspective focusing on behavior and attitudes to the complex cognitive processes within individuals. While researching the entrepreneurial orientation of companies, the upper echelon theory suggests that company representation belongs to top management, leading to an examination of individuals' entrepreneurial orientation levels. In last decade, entrepreneurial cognition theory has gained popularity in the literature, suggesting that cognitive mechanisms are influential in the background of entrepreneurial behaviors, intentions, and actions. This study, conducted within this framework, aimed to examine the impact of decision-making styles on individuals' entrepreneurial orientation and to observe the moderating role of personal traits and VUCA factors through quantitative research. This research was applied to startups and ventures in Turkish smart mobility industry, where innovativeness and proactiveness play a significant role in shaping individiaul entrepreneurial orientation. The findings revealed that intuitive and rational decision-making styles have a significant impact on individual entrepreneurial orientation. Furthermore, personality traits and perceived VUCA exposure were found to have significant moderating effects. This study reflects that, in addition to decision-making styles influencing individuals' entrepreneurial orientations, dynamic environmental conditions and personality traits are also included within this scope. Consequently, by exploring the nexus between individual entrepreneurial orientation and decision-making styles, the framework of the entrepreneurial cognition, a current theory in the entrepreneurship literature, has been expanded to include personality traits and perceptions towards dynamic VUCA conditions.
Öğe
Fermente fındık küspesinden dondurma ve vegan dondurma alternatifi üretimi
(Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, 2026) Özdemir, Melike Beyza; Yurdaer Aydemir, Levent
Bu tez çalışmasında, katı kültür fermantasyonu (KKF) yoluyla elde edilen fermente fındık küspesinin biyoaktif ve fonksiyonel bir gıda bileşeni olarak potansiyelinin ortaya konması amaçlanmıştır. Bu kapsamda fındık küspesi (FK), Aspergillus oryzae kullanılarak KKF'ye tabi tutulmuş; fermantasyonun temel bileşen bileşimi, amino asit profili, uçucu bileşen içeriği, fonksiyonel özellikler ve biyoaktivite üzerine etkileri incelenmiştir. FK ve FFK kullanılarak vegan dondurma alternatifi ve kakaolu dondurma formülasyonları geliştirilmiş; üretilen dondurmaların fizikokimyasal özellikleri, akış davranışları, erime özellikleri, hacim artışı (overrun), yapısal özellikleri, uçucu bileşen analizleri, biyoaktivite analizleri ve duyusal özellikleri belirlenmiştir. FK'de uçucu bileşiklerde en baskın bileşik asetik asit (%37,2), FFK'de benzaldehit (%48,8) olmuştur. FFK daha çok çözünür protein, peptit ve toplam fenolik madde içeriğine, daha yüksek antioksidan aktiviteye (ABTS katyon, DPPH ve Hidroksil radikali süpürme aktivitesi) ve alfa-glukozidaz inhibisyon değerine, FK ise daha çok anjiyotensin dönüştürücü enzim (ADE) inhibisyon değerine sahip olmuştur (P≤0,05). Vegan fındık küspesi dondurma alternatifi (VFKD), vegan fermente fındık küspesi dondurma alternatifi (VFFKD) ve kakaolu dondurma üretimleri gerçekleştirilmiş ve sonuçlar geleneksel sade dondurma (SD) ile kıyaslanmıştır. VFFKD sindirim sonrası VFKD'ye göre daha yüksek antioksidan aktiviteye ancak VFKD daha yüksek ADE (7,42±0,08 mg kaptopril/g) ve ACeH (%74,37±1,56) inhibisyon değerlerine sahip olmuştur. Kakaolu dondurma örneklerinde biyoaktivitenin hem kakao oranı hem de fermantasyon uygulamasıyla anlamlı düzeyde değiştiğini göstermektedir (p<0,05). Sonuç olarak, fındık küspesinin katı kültür fermantasyonu ile biyolojik olarak zenginleştirilebileceği ve fermente fındık küspesinin hem vegan hem de kakaolu dondurma formülasyonlarında fonksiyonel bir bileşen olarak başarıyla kullanılabileceği ortaya konmuştur.