Arşiv logosu
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
Arşiv logosu
  • Koleksiyonlar
  • Sistem İçeriği
  • Analiz
  • Talep/Soru
  • Türkçe
  • English
  • Giriş
    Yeni kullanıcı mısınız? Kayıt için tıklayın. Şifrenizi mi unuttunuz?
  1. Ana Sayfa
  2. Yazara Göre Listele

Yazar "Çifteci, Volkan" seçeneğine göre listele

Listeleniyor 1 - 3 / 3
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
  • [ X ]
    Öğe
    Estetik Bilim Tarihini Nasıl Etkiledi? Bilimsel Bilgi ve Güzel Arasındaki İlişki Üzerine
    (2024) Çifteci, Volkan
    Genel bir değerlendirmede, bilim ve estetik arasında belirgin bir ayrım olduğu kabul edilir. Bunun nedeni, estetiğin öznel bir kavram olduğu düşünülen güzeli konu edinmesidir. Bilim ise nesnel bilgiye ulaşma iddiasındadır. Güzel olanın niteliksel özelliği ile ilgilenen estetik ile bilgi nesnelerinin niceliksel (ölçülebilir) yönlerini araştıran bilim pek bağdaştırılmaz. Bu çalışmada, bilim ve estetik arasında oldukça yakın bir ilişki olduğunu iddia ediyorum. Bilimsel ürün (icat, kuram, denklem vb.) ile sanat eseri arasında nasıl bir ilişki olduğunu araştırıyorum. Bilim tarihindeki kimi örneklerle, keşif esnasında ve hipotez/kuram oluştururken, bilim insanlarının çoğu zaman estetik kaygı ile hareket ettiklerini göstermeye çalışıyorum. Bu kaygı nedeniyle, evren çoğu zaman olduğu gibi değil, olması beklendiği gibi tasvir edilmiştir. Bilim tarihinde estetik etki o denli iz bırakmıştır ki, bazen bilimsel gelişimi hızlandırılmış, bazen de gelişimin önünde bir engel olarak durmuştur.
  • [ X ]
    Öğe
    GERÇEKLİK PARADOKSU: GERÇEK ULAŞILAMAYACAK BİR YERDE
    (2024) Çifteci, Volkan
    Bu çalışmada, felsefe tarihi boyunca etkisini hissettiren idea ve doğa arasındaki ayrımın izlerini sürüyorum. Söz konusu ayrıma vurgu yaparak gerçeklik anlayışımızın, paradoksal bir şekilde, doğrudan erişilmesi olanaklı olmayan bir doğası olduğunu göstermeye çalışıyorum. Var olan birçok gerilimin nedeninin, idea ve doğa arasında süregelen ayrım olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz. Daha en baştan, fizik ve metafizik arasındaki fark bu ayrım perspektifinden anlam kazanır. Özel olarak, iç-dış, ben-dünya, özne-nesne, varlık-oluş, zihin-beden gibi ikiliklerin kökeninde idea ve doğa arasındaki ayrım bulunur. Genel olarak bakıldığında, ontolojik açıdan İdealizm-Realizm ve epistemolojik açıdan Rasyonalizm-Empirizm karşıtlığı da bu ayrımdan kaynaklanır. Çoğunlukla, gerçekliğe doğrudan erişilemeyeceği düşünülür. Doğası gereği dolaylı yollardan bilgisine ulaşabileceğimiz ve asla kolay ve doğrudan erişilecek gibi görünmeyen gerçeklik o halde ne kadar gerçeklik olarak adlandırılabilir? Pisagor ve Parmenides ile görünür olan, gerçekliğe doğrudan erişilemeyeceği iddiası, Platon, Descartes ve Kant gibi düşünürler tarafından da kabul edilir. Bugün modern sinirbilim de gerçekliğin (gerçek dünyanın bilgisinin) bir temsil/tasarım (representation) olduğu görüşünü savunur. Gerçekliğin zihinden bağımsız olması, ancak zihin tarafından bilinebileceği sorunludur. Benzer şekilde, gerçekliğe doğrudan erişilememesi, onun üzerinde işlem yapılarak bilinebileceği iddiası da sorunludur. Her iki durum da gerçekliğin kendinde halinden (in-itself) farklı olması varsayımı nedeniyle paradoksal görünmektedir.
  • [ X ]
    Öğe
    OTANTİK KENDİLİĞİN OLANAĞI
    (2021) Çifteci, Volkan
    Otantik [authentic] kendilik felsefe ve psikolojinin yoğun bir şekilde üzerine eğildiği bir konudur. Bu çalışmada Heidegger ve Bergson gibi iki düşünür ile Psikanalizin kurucusu Freud’un konuya yaklaşımlarını ele alıyoruz. Saptamaya çalıştığımız ilk şey, otantik anlamda kendiliğin olanaklı olup olmadığıdır. Eğer olanaklı ise, bu olanağın nasıl ortaya çıkarılabileceği, neden çok az insanda açığa çıktığı ve ortaya çıkmasının önündeki engellerin neler olduğu cevaplamaya çalıştığımız diğer sorulardır. Heidegger’e göre “otantik ben”e erişimimizin önündeki engel “herkes” [das man]; Bergson’a göre dışsal/mekânsal olandır. Freud için ise bu engelin üst ben [superego] olduğunu tespit ediyoruz. Bu üç düşünürde de, “otantik ben”e erişimin imkânını gösterebilmek, kelimenin gerçek anlamında “ben olmayan” [not I] ile aramıza mesafe koymamızı şart koşar. “Ben olmayan”la aramıza mesafe koymak, dışsal olandan kopmak, içimizdeki kontrol mekanizmasından sıyrılmak ne kadar mümkündür? Bunlar sahiden, otantik benliğimizi ortaya çıkarmaya yeter mi? Bu üç düşünürün, “otantik ben”in önünde engel olarak gördüklerini saptadığımız şey aynı potada eritilebilir mi? Otantik benlikten ne anlamalıyız

| Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi | Kütüphane | Rehber | OAI-PMH |

Bu site Creative Commons Alıntı-Gayri Ticari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile korunmaktadır.


Balcalı Mahallesi, Güney Kampüs, 10. Sokak, No: 1U, Sarıçam, Adana, TÜRKİYE
İçerikte herhangi bir hata görürseniz lütfen bize bildirin

DSpace 7.6.1, Powered by İdeal DSpace

DSpace yazılımı telif hakkı © 2002-2026 LYRASIS

  • Çerez Ayarları
  • Gizlilik Politikası
  • Son Kullanıcı Sözleşmesi
  • Geri Bildirim